İçeriğe geç
  • Dolar 49,3549 ▲ %0,18
  • Euro 55,4000 • %0,00
  • Sterlin 65,3329 ▼ %0,07
  • Gram Altın 6.625,92 ▲ %1,22
  • Çeyrek Altın 10.701,86 • %0,00
  • Gümüş 95,40 ▲ %1,75
  • Bitcoin 4.061.271 ▼ %0,36
  • BIST 100 12.213,58 ▲ %0,75

Manisa Rehber

1922 Manisa Yangını: Şehrin Küllerinden Yeniden Doğuşu

Görsel: Frédéric Gadmer (1878-1954) / Wikimedia Commons, Public domain

Yunan ordusunun çekilirken ateşe verdiği Manisa'da binaların yüzde 90'ı yıkıldı. Şehir, tarihi dokusunu kaybederek modern bir planla yeniden inşa edildi.

Manisa, Ege Bölgesi'nde Spil Dağı'nın eteklerine kurulmuş, Osmanlı döneminde şehzadelerin sancak yönetimini öğrendiği için "Şehzadeler Şehri" olarak anılan kadim bir kenttir. Ancak bu tarihi dokunun büyük bir kısmı, 1922 yılının Eylül ayında yaşanan büyük bir felaketle kül oldu. Türk ordusunun ilerleyişi karşısında Batı Anadolu'dan çekilen Yunan birliklerinin uyguladığı yakıp yıkma taktiği, Manisa'yı neredeyse tamamen harabeye çevirdi. Yangının ardından şehir, tarihi yapılarının çoğunu kaybetti ancak küllerinden yeniden doğarak bugünkü modern görünümüne kavuştu.

Yangının Başlangıcı ve Kaos Geceleri

1922 Manisa yangını, 5 Eylül gecesi başladı ve 8 Eylül'e kadar sürdü. Türk kaynaklarına göre, yangından birkaç gün önce şehrin yakılacağına dair söylentiler dolaşmaya başlamıştı. Yunan ordusu, Rum ve Ermeni nüfusunun şehri terk etmesine izin verirken, yerli Türklerin ve Müslümanların evlerinde kalmalarını emretti. Yangınlar, Çarşı mahallesi başta olmak üzere birden fazla noktada, özel olarak organize edilmiş gruplar tarafından başlatıldı. Kaos sırasında birçok insan güvenli yere ulaşabilmek için evlerini terk ederek dağlara ve tepelere kaçtı; bu kaçış sırasında bazı kişiler Yunan askerleri tarafından öldürüldü ya da alevlere teslim oldu. Kaçan halk, birkaç gün boyunca dağlarda saklanmak zorunda kaldı.

Yangına küçük bir kız çocuğu olarak tanıklık eden Gülfem Kaatçılar İrem'in anlattıkları, felaketin boyutunu gözler önüne serer. Ailesiyle birlikte tepelere kaçan İrem, şehrin üç gün üç gece boyunca yandığını, evlerin pencere camlarının bomba gibi patladığını ve havada şişmiş hayvan leşlerinin uçuştuğunu hatırlar. Üç gün sonra vadide beliren toz bulutlarının ardından gelen atlı Türk askerlerini gördüklerinde, insanların kurtarıcılarına sarılarak ağladığını anlatır.

Şehrin Yıkımı ve Boyutu

Yangının sonucunda Manisa'daki binaların yüzde 90'ı yıkıldı; bu da yaklaşık 10.000 binanın kaybı anlamına geliyordu. Yangının ardından bölgeyi gezen ABD Konsolos Yardımcısı James Loder Park, Manisa'da 10.300 ev, 15 cami, 2 hamam, 2.278 dükkân, 19 otel ve 26 villanın imha edildiğini rapor etti. Fransız hükûmeti temsilcisi Henry Franklin-Bouillon ise kentteki 11.000 evden yalnızca 1.000'inin ayakta kaldığını belirtti. Patrick Kinross'a göre ise kutsal tarihi Manisa şehrindeki on sekiz bin binadan sadece beş yüzü ayakta kalabilmişti. Yangının toplam ekonomik hasarı, çağdaş değerle elli milyon lirayı aşkın olarak tahmin edildi.

Yangında hayatını kaybedenlerin kesin sayısı bilinmiyor. Türk kaynakları, 855 kişinin vurularak, 3.500 kişinin ise alevler içinde öldüğünü öne sürer. ABD'li diplomat James Loder Park, Manisa ve çevresindeki kurbanların sayısının binlerle ifade edilebileceğini ve yaşananların cinayet, işkence ve tecavüz gibi vahşet türlerini içerdiğini aktardı. Türk kaynakları ayrıca üç yüz kızın Yunanlar tarafından kaçırıldığını ve tecavüze uğradığını belirtir. Olaylara yağma da eşlik etti; evlerini kaybeden insanlar bir süre yıkıntılar arasında yaşamak ya da sağlam kalan binalarda kalabalık şekilde barınmak zorunda kaldı.

Yeniden İnşa ve Modern Manisa'nın Doğuşu

Yangının ardından Manisa, neredeyse tamamen Cemalettin adında bir Türk mimar tarafından modern bir plana göre yeniden inşa edildi. Şehir, tarihi yapılarının ve dokusunun büyük bir kısmını kaybetti; yalnızca iki selatin Osmanlı camiisinin etrafındaki küçük bir alan yangından kurtulabildi. Yunan askerlerinin bir kısmı, şehrin yeniden inşasında çalıştırıldı; Karaköy camiinde bu duruma örnek olarak gösterilir. Yeniden doğan şehir, zamanla tekrar büyüyerek gelişti ve 2012 yılında nüfusu 309.050'ye ulaştı. Bugün Manisa'nın modern silüeti, o büyük felaketin ardından verilen yeniden var olma mücadelesinin bir sonucudur.

Bir Şehrin Hafızası ve Edebiyatı

Manisa yangını, Türk edebiyatına da yansıdı. Ünlü yazar Falih Rıfkı Atay, yangının ardından şehri ziyaret ettiğinde yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Henüz çürümeyen cesetler ve neredeyse henüz tüten yangınlar içinden geçiyorduk. Yanıp külleri savrulan Manisa'ya..." Yangının ardından Türk hükûmeti, yaşananları araştırmak ve belgelemek üzere Tetkik-i Mezalim adında bir komisyon kurdu. Ünlü yazar Halide Edip de yangından sonra şehri görerek bu yıkımın tanıkları arasında yer aldı. Bu tanıklıklar, Manisa'nın yaşadığı büyük acının hafızalarda kalıcı olmasını sağladı.

1922 yangını, Manisa'nın binlerce yıllık tarihinde silinmez bir iz bıraktı. Şehir, sahip olduğu Osmanlı mimarisinin birçok örneğini ve tarihi dokusunu bu felakette kaybetti. Ancak bugün ayakta duran modern Manisa, aynı zamanda bir direnişin ve yeniden doğuşun da hikâyesini anlatır. Yangının külleri arasından yükselen bu yeni şehir, geçmişin acılarını hafızasında taşıyarak geleceğe umutla bakmaktadır.

Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: Frédéric Gadmer (1878-1954), Wikimedia Commons, Public domain

THA - TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…